Good Contents Are Everywhere, But Here, We Deliver The Best of The Best.Please Hold on!
Edirnekapı – Eyüp , İstanbul / TÜRKİYE +90 212 531 52 52
Sessizliğin Sesi Ol! 

     Myanmar’da, 1982 yılında başlayan etnik gruplara yönelik ayrımcılık, tarih sahnesine tarifi zor bir adaletsizlik ve zulüm çıkarmış, malesef bu zulmün mağduru Arakan Müslümanları olmuştur. Eşine az rastlanır bir gaddarlıkla şiddeti artan bu trajedi, yıllar içerisinde bir insanlık ayıbı halini almış ve dünyanın gözü önünde günümüze kadar devam etmiştir. Myanmar hükûmeti yıllardır Arakanlı Müslümanların varlığını tanımayı reddetmiş ve uyguladığı ırkçı politikaların neticesi katliam düzeyine varmıştır.

     Müslüman halk, tarifi ve tahammülü çok zor şartlar altında yaşadıkları toprakları terk etmeye zorlanmakta, her şeylerini geride bırakarak, sefalet içinde ülke sınırları dışına çıkarılmak istenmektedir. Bu menfur amacı taşıyan Myanmar ordusu, yıllardır köyleri yakıp yıkmakta; çocuk, kadın, yaşlı demeden Arakan Müslümanlarını katletmektedir. Arakanlı Müslüman hanım kardeşlerimize yönelik tecavüz vakaları da, ne yazık ki had safhaya ulaşmıştır. Bu vakaların seyrine maruz bırakılan babaların ve eşlerin yürek yakan feryatları, kelimenin tam anlamıyla arşı titretmektedir.

     Yaklaşık 4 milyon Arakan nüfusunun, zorunlu tehcir ve katliamlar sonucunda 1.5 milyona kadar düştüğü tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, Arakan’daki Budist zulmünden kaçıp Bangladeş’e sığınan yaklaşık 1 milyon Arakanlı bulunmaktadır. Yaşadıkları toprakları terk edip mülteci durumuna düşen kardeşlerimiz, zorlu hayat koşulları altında, bir yandan türlü hastalıklarla mücadele ederlerken diğer yandan barınma, gıda, ilaç ve temizlik malzemesi gibi en temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde, Bangladeş’in Cox’s Bazar bölgesinde çaresizce beklemektedirler.

     Milletine, ümmetine ve mensubu olduğu insanlığa karşı taşıdığı sorumluluğun bilincinde olan her Müslüman, Arakan’da yaşananlara elbette kayıtsız kalmamalı ve “Mü’minler kardeştir” ayetinden aldığı dersle ve büyük bir öfkeyle harekete geçmelidir. Ancak her gün İslam coğrafyasının dört bir köşesinden gelip önümüze düşen zulüm, mağduriyet ve katliam haberleri, bunlara alışmamıza ve malesef ki kanıksamamıza neden olmaktadır. Unutulmamalıdır ki, zulme alışmak ve zulüm karşısında sessiz kalmak, ona ortak olmaktır. Bu zulme, el ile, dil ile, kalp ile tepki göstermek, engel olmak ve Müslüman kardeşlerimize en muhtaç oldukları vakitte yardım eli uzatmak, en büyük vazifemizdir.

     Bu bağlamda İslam dünyası gençlerinin, Arakanlı kardeşlerimizin derdini dert edinmeleri, daha çok insiyatif almaları, vicdanlarını modern zamanların konfor düşkünlüğü hastalığından kurtarmaları ve bir an önce harekete geçmeleri gerekmektedir.

     Genç İDSB olarak, Arakan’da yaşananları yakından takip ediyor ve kardeşlerimizin acısını her daim yüreğimizde hissediyoruz. Bizleri harekete geçirmeye ve yaşananlara dair farkındalığımızı artırmaya yönelik faaliyetlerinin yanında, sorumluluklarımızı bize hatırlatacak bir takım çalışmalar planlamak mecburiyetindeyiz. Çağının ve insanlığın meseleleriyle dertlenen ve bunlara çözüm bulmak gayesiyle koşup terleyen gençler olarak, Arakanlılara nefes olabilmenin çağrısı ve gayreti içerisindeyiz.
     
     Yaşanan bu trajediye karşı, İslam Dünyası STK’lar Birliği bünyesindeki sivil toplum kuruluşları ile eş zamanlı olarak, ‘Sessizliğin Sesi Ol!’ sloganı ile acil yardım kampanyası başlatıyoruz. Bu çerçevede, dünyanın bir çok ülkesinden gençlerin faaliyet gösterdiği sivil toplum örgütleri, üniversiteler, kulüpler ve gençlik yapılanmaları vasıtasıyla gelecek yardımlar, Genç İDSB çatısı altında toplanacaktır. Yaklaşık üç ay sürmesi planlanan Kampanyada yardımların içeriğini su kuyusu, çadır, gıda paketleri ve temel sağlık malzemeleri gibi acil ihtiyaçlar oluşturmaktadır. Kampanya kapsamında toplanan yardımlar, ülkemizden ve bölgeden yardım derneklerinin işbirliğiyle, Arakanlı kardeşlerimize ulaştırılacaktır.
 
  • Text Hover